burdaymış. 27 şubat 2014 de eklemişsin canım..![]()
Rabbim...
Benliğimin gururundan uzak eyle beni...
AMIN...
demek ki içime sinmiş bir şiir![]()
Ve ben alıp başımı gidince akşamları
İçinde yorgun düştüğüm bahçemden dışarı,
Biliyorum; her yol götürür beni o yöne
Yaşanmamış hayatların tersanesine...
niye ayrılık mı yaşadın hıı??![]()
Rabbim...
Benliğimin gururundan uzak eyle beni...
AMIN...
herkesin yaşadığı bir ayrılık vardır
Ve ben alıp başımı gidince akşamları
İçinde yorgun düştüğüm bahçemden dışarı,
Biliyorum; her yol götürür beni o yöne
Yaşanmamış hayatların tersanesine...
bizim ki kısa bir ayrılık![]()
Ve ben alıp başımı gidince akşamları
İçinde yorgun düştüğüm bahçemden dışarı,
Biliyorum; her yol götürür beni o yöne
Yaşanmamış hayatların tersanesine...
''Ne Nazım benle içti,
Ne Cahit Sıtkı…
Ne de Sabahattin Ali..
Onlara geciktiğim gibi
Geciktim sana da..
Yaşını yaşıma erdirip bir yol,
Yazılan onca şiiri,
Tutulan onca şarkıyı
Ne yaparız şimdi?
“İkinci perde” deyip yeniden başlayamam ki !!
Bir tarafımızı Eylül’de budamışlardı,
Kalanı, sevdana kurban…
İçtiğim içkiye seni düşürdüm,
Bu akşam gözlerimi
Küllükte söndürdüm..''
* Tuttum, taa içime oturttum seni...
Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim / Can Yücel
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.
Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici – hep, hepp acele işi! –
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.
Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a,
Bi helallaşmak ister elbet, diğ’mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Ve ben alıp başımı gidince akşamları
İçinde yorgun düştüğüm bahçemden dışarı,
Biliyorum; her yol götürür beni o yöne
Yaşanmamış hayatların tersanesine...
kelebekler vardı önce
geceden uçmaya güne
kanat çırpan
gizlice...
yaz dedi tanrı;
gökten sağnak hüzünler yağarken,
kırlangıcı çığlığına
göm dedi.
yaz dedi tanrı; kendini boşluğa bırakmaya hazırlanan
yorgun sesini at sırtına,
bebeğin yüreğini
kirlet dedi.
yaz dedi tanrı; ruhun sırra kadem bastığı
bir ayrılık öyküsünde,
aşığın sevdasına
sırt dön dedi.
yaz dedi tanrı; peşin sıra kovalarken
inandıklarının inançsızlıgı,
meltem esintisini
kov dedi.
yaz dedi tanrı; güneşe bulanmış
karanlık gölgeler aldatmacasında,
uçurtmayı toprağa
çiz dedi.
yaz dedi tanrı; bir yoktan iç çekişin
nefes kesen çığlıklarıyla,
güneşin doğuşunu
batır dedi.
yaz dedi tanrı; dokunmadan yağmurun ürkekliğine
en arsızını fırlatıp kahkahaların,
ayın şehvetini
söndür dedi.
yaz dedi tanrı; esmer tene yaraşırken
rengarenk umutlar,
varolmanın yokluğunu
hatırlat dedi.
yaz dedi tanrı; bir yalanı yakmış
tüttürürken dudakların arasında,
kelebeğin kanadını
kır dedi.
yaz dedi tanrı; gölgeleri örten ışıklar
yankılanırken gözlerden,
gerçeği düşe
çevir dedi.
yaz dedi tanrı; acının cüssesi
ağır gelirken bir ölümden,
umudun ışığını
kapat dedi.
yaz dedi tanrı; hic yazılmamış bir şarkının
notalarında çırpınırken,
matemin karasına
ak düşür dedi.
y a z d e d i t a n r ı
yazdım!
sil dedi tanrı,
durma!
şimdi bir bir
sil…
s i l d e d i t a n r ı
silemedim!
kelebekler öldü sonra
geceden uçmaya güne
kanat çırpan
gizlice...
yaz dedi tanrı,
gülümsedi;
y a b e n t a n r ı d e ğ i l s e m
Dilek Akın
Bazen birisine güveneceğim zaman, Geçmişteki hayal kırıklıklarım ensemden tutar ve kulağıma fısıldar;
"Ne Çabuk Unuttun''